Çeviren : Engin Berber, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı, İzmir, Nisan 2008
19.yy. İzmir tarihi çalışmalarının araştırmacılarına çıkardığı güçlüğün, diğer yerel tarih araştırmacılarının karşılaştıklarından bir miktar daha fazla olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Osmanlı/Türk yerel tarihçiliğinin genel geçer sorunlarının yanında İzmir çalışmalarını derinden etkileyen önemli dinamik ise şehrin nüfus artışı başta olmak üzere bölgedeki diğer şehir ve kasabalara oranla her alanda astronomik denecek bir hızda büyümesidir. Demiryolunun da gelişiyle 19.yy sonunda İzmir, Mübeccel Kıray’ın ifadesiyle “kendinden sonra gelen kademeden 4-5 misli büyük bir merkez” ve bölgesinde tipik bir “Tek Büyük Şehir” olarak ortaya çıkmıştır. Osmanlı dış ticaretinin büyük açıklar verdiği 19.yy. nin son çeyreğinde bile ticaret hacmini kendi leyhine arttırmayı başarmıştır.
İnanılmaz hızda büyüyen bu şehrin sosyal hayatındaki değişimin takibi ise oldukça güçtür. Özellikle, yeni cumhuriyetle beraber şehrin ve şehre ilişkin çağrışımların olabildiğince “millileştirilmesi” adına İzmir tarihine ilişkin pek çok sosyo-kültürel unsurun siyasi bir sonuç doğurma riskine karşın – bu çekincelerin ulus-devlet inşa sürecindeki zorunluluğu da dikkate alınmalıdır – dillendirilmemesi, şehrin tarihiyle olan bağlarının zayıflamasına yol açmıştır. Hâlâ tüm yönleriyle aydınlatılmayı bekleyen İzmir yangını, yangın sonrası neredeyse tüm şehir merkezinin kadastrosundaki değişiklik de zayıflayan bu bağları yer yer koparmıştır. Belki de bu nedenle, İzmir’in sosyal tarihiyle uğraşan her araştırmacının eline yapışmış bir Halid Ziya Uşaklıgil, bir Bezmi Nusret Kaygusuz kitabı görmek kaçınılmaz olmaktadır. Satırlarının didik didik edildiği bu kitaplar, her yeni araştırmada izinin sürüldüğü bir sokak, bir dükkan, bir gayri-müslim adı bulmak adına yeniden ele alınarak satır satır taranmaktadır.
 |
Prof. Dr. Engin Berber’in, Meşrutiyet’in 100.yıldönümü anısına, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı Yayınları’ndan dilimize kazandırarak tek kitapta topladığı 1876 ve 1908 yıllarına ait iki Yunanca rehberin, yukarıda dile getirdiğimiz sorunlar dikkate alındığında İzmir tarihi çalışmalarına kazandıracağı ivme tartışılmaz bir öneme sahiptir. Rehberlerden birincisi, 1876 Artık Yılına (Ait) İzmir Takvim’i ve Rehberi, Prof. Berber’in “sunuş” kısmında dikkat çektiği üzere 1872 tarihli İzmir Takvimi (Smirnaikon İmerologion) nden sonra İzmir’de basılmış “İzmir” başlıklı ilk takvim ve rehberdir. Döneminin salnamelerinin tipik özelliklerini taşıyan bu rehberin başında idari erkan isim ve makamlarıyla sıralanmış, ardından İzmir’in sosyal hayatında yeri olan büyüklü küçüklü hemen hemen tüm kurum, kuruluş ve işletmeler, varsa ortaklarıyla ve yöneticileriyle aktarılmış, ayrıca serbest çalışan tüm meslek gruplarından kişiler isimleriyle listelenmiştir. Özellikle ibadethanelerin mezheplere göre yerleri ve adetleri, nüfus yoğunlaşmaları ve etnik dağılımları göstermesi adına büyük önem taşımaktadır. Rehber’de belirtildiği üzere İzmir’de o tarihlerde ibadete açık; 16 Ortodoks, 11 Latin, 4 Protestan, 2 Ermeni Klisesi, 10 Sinagog ve 23 cami bulunmaktadır.
|
Öğretmenler bahsinde dikkate çarpan bir nokta ise, 8 piyano hocasının ve 4 piyano akordörünün varlığıdır. Günümüzde dahi, konservatuarların varlığına rağmen profesyonel anlamda piyano akordörü sayısı İzmir’de iki elin parmaklarını geçmemektedir. Esnaf içinde 6 fotoğraf dükkanı dikkat çekerken, kültür hayatının canlılığının ipuçlarından olan kitapçı sayısı da hiç de azımsanacak oranda değildir. Türkçe kitap satan dükkanların hariç tutulduğu listede 10 adet kitapçıya rastlanmaktadır. Rehber’de yer alan önemli bir başka bölüm ise buharlı vapurların varış ve ayrılış saatlerine ayrılmış kısımdır. Seferlerin görece sıklığı ve çeşitliliği İzmir’in Avrupa ticaretine ve coğrafyasına ne derece eklemlendiğinin önemli bir göstergesi olarak düşünülebilir.
İkinci rehber ise, Mihail İ. Mihailidis tarafından 1908 Yılına (Ait) Dünya Ticaret Rehberi’nin (Pankomios Emborikos Odigos tu Etus 1908) İzmir’e ayrılmış kısmıdır. İzmir tarihi ve coğrafyasına ilişkin kısa bilgilerin yer aldığı giriş kısmında yazar, dönemin siyasi heyecanı ve milliyetçi eğilimleri doğrultusunda Yunan etnisitesinin bölgedeki etkinliğine vurgu yapsa da rehberin içeriğindeki bilgilerin derleniş titizliğini yadsıtacak bir tutum sergilememektedir. Rehber’de yine teamüllere uygun olarak şehrin idarecilerin ve cemaat liderlerinin sıralanmasıyla başlamakta, sırasıyla; eğitim ve kültür kurumları, ticari önemi, ihraç ürünleri anlatılmaktadır. Ardından, şehirdeki ticarî, sınaî, kültürel ve teknik alanda faaliyet gösteren tüm Rumlar ve bunlara ait dükkan, mağaza, atölye ve fabrikaların isim ve adresleri alfabetik bir şekilde listelenmiştir. Sektörlerin ve esnafların 1876’ya oranla hayli çeşitlendiği ilk fırsatta göze çarpmaktadır. Tabi bu çeşitliliğe ivme kazandıran faktörlerin başında 1880’lerin sonlarında uzatılan ve eklenen demiryolu hattı, 1885’de kurulan ticaret borsası ve onu takip eden zahire borsası (1886) düşünülmelidir. Yabancı markaların mümessillerinin sayılarının 19’u, koloni mallarının satışının yapıldığı dükkanların 14’ü, alkollü içki ve şarap imalathanelerinin sayısının 34’ü bulduğu, alkollü içki bayilerinin 20’ye yaklaştığı düşünüldüğünde bir Osmanlı şehrine neden “küçük Paris” yakıştırmasının yapıldığı şüpheye yer bırakmamaktadır.
| Prof. Berber’in bu önemli derlemeye eklediği bir üçüncü bölüm ise, 1914 yılında İzmir’de basılmış Türkçe bir rehberdir. İzmir Tüccaran ve Esnafan-ı İslamiyyesine Mahsus Rehber başlığını taşıyan bu çalışma, adından da anlaşılacağı üzere İzmir’deki Müslüman esnafla ilgili bilgileri içermektedir. Müslüman esnafın faaliyet gösterdiği sektörlerin çeşitliliği, sadece azınlıkların ticaretle meşgul olduğu ve Müslüman/Türk unsurun ticarette hiç var olmadığı genel geçer yargısının tekrar gözden geçirilmesini sağlaması açısından oldukça önemlidir.
Özetle, parfüm imalatından, züccaciye imalatına, mobilya imalatından sadece Halep malları satan uzmanlaşmış dükkanlarına kadar lüks tüketimin de hatırı sayılır bir orana ulaştığı İzmir, 20.yy. nin başlarında tam bir cazibe merkezi olarak bu derlemede karşımıza çıkmaktadır. Rehber’de yer alan ve İzmir tarihi için bir hazine niteliği taşıyan tüm bu verilerin tarihçilerden, edebiyatçılara tüm meraklı entelektüellere ufuk açacağına ve yaşadığımız bu şehrin tarihiyle barışmasına yapacağı katkı ortadadır.
Onur KINLI
|
Son Yorumlar