Arşiv

Archive for the ‘Güncel’ Category

İhbar mektubunda isim olması şart değil

Ekim 28, 2009 mehmet Yorum yapın

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı konuştu

demok

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turan Çolakkadı, İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın orjinali ve beraberindeki ihbar mektubunun kimliği meçhul bir kişi tarafından gönderildiğini belirtti. Gönderilen ihbar mektubunda isim ve adresin bulunmadığını kaydeden Çolakkadı, “Size belgenin aslı gönderiliyor. Önemli olan bu belgenin doğruluğudur. Tabii ki böyle bir belge savcılık tarafından inceletilir. Gönderenin isminin ve adresi olması şart değil” dedi.

Gönderilen bir ihbar mektubunun doğruluğunun her zaman savcılık tarafından araştırıldığını belirten Çolakkadı, “Bir ihbar mektubu imzalı ve isimli bile olsa hemen kabul görmez. Doğruluğu savcılık tarafından araştırılır. Bir kişi kendisi gelip ihbar mektubunu verse dahi bu da hemen kabul görmez, muhakkak araştırma yapılır” dedi. İhbar mektubunda kesinlikle imza olacak diye bir şart olmadığını ifade eden Çolakkadı, “Bunun sadece belge olması da şart değil. Eğer imzasız bir ihbar mektubu gelmişse savcılık buradaki iddiaları araştırır. Şüphelendiği bir şey varsa bu yönde çalışma yapar. Savcılıklara veya polise isimsiz telefon ihbarları geliyor. O zaman bu ihbarlara da bakılmaması gerekir. Savcılık her türlü iddiayı araştırır. İmzasız ihbarlar kabul edilmez diye birşey yok” diye konuştu.

Categories: Güncel

Kimya sınavında ahiret sorusu

Nisan 16, 2009 mehmet Yorum yapın
Kimya sınavında ahiret sorusu  
Diyarbakır’da bir lisenin yazılı sınavında yöneltilen soruya tepki yağdı.
 
Diyarbakır Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi kimya öğretmeni Zeki Kılıçarslan, yaptığı yazılı sınavda ahret sorusu sordu.
Öğrencilere “İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a gidecek. İşlem yaparak sonucu bulunuz” şeklindeki bir soru sorulması tepki çekti.
Diyarbakır’ın gözde okullarından Ziya Gökalp Lisesi’nde mescit bulunduğunun fotoğraflarla belgelenmesi üzerine şimdi de Rekabet Kurumu Anadolu Lisesi’nde öğretmenlerin sınavlarda dini içerikli sorular sorduğu ortaya çıktı. Okulun kimya öğretmenlerinden Kılıçarslan’ın 10′uncu sınıflara yaptığı sınavda sorduğu soru tartışma yarattı:
“X şahsı hayatı boyunca 3.10 üzeri 22 tane iyilik ve 4.10 üzeri -2 mol kötülük yapıyor. Hesap günü mizanda iyilik ve kötülükleri tartılıyor. İyilikleri ağır gelirse cennete, kötülükleri ağır gelirse cehenneme, tam nötrleşme olursa Araf’a (hayvanların ve delilerin barınacağı yere) gidecek. Bu şahsın hesabı görülünce durumu ne olacak. İşlem yaparak sonucu bulunuz (N: 6.10 üzeri 23).”
SINIF DEĞİL MESCİT
Aynı okulda bir sınıfın mescide çevrildiği de belirlendi. Okulun birinci katında kütüphanenin olduğu sıradaki en son sınıfın mescide çevrildiği ifade edilirken öğretmen ve öğrencilerin ders aralarında burada namaz kıldığı vurgulandı.

 
Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Sekreteri Yıldırım Arslan, uygulamalara tepki gösterdi. Uygulamaların iktidar gücüne dayandığını vurgulayan Arslan, “Fazla söze gerek yok. Niyet ortada. Benzerlerini AKP iktidarı döneminde birçok kez yaşadık. Milli Eğitim Bakanı gibi kişiliklerin eğitim ve öğretim sistemlerinin başındayken eğitimin çağdaş bir norma kavuşması gibi bir durum söz konusu değil” dedi.
 
Cumhuriyet

41 valiye yargı yolu

Şubat 8, 2009 mehmet Yorum yapın
41 valiye yargı yolu  
Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye genelinde geçici olarak görevlendirilen 25 bin idareci kadrosuna asaleten atama yapılması için 81 il’e gönderdiği genelgeye uymadığı iddia edilen 41 valilik ve il milli eğitim müdürlüğü hakkında Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 31 Ekim 2008 tarihinde 2008-74 sayılı genelgeyi 81 il valiliğine göndererek geçici olarak atanan 25 bin yönetici kadrosunun yerine asaleten atamaların “biran önce” yapılması emrini verdi. Aradan 3 ayın üzerinde bir zaman geçmesine karşın söz konusu genelgeyi uygulamayan 41 valilik ve il milli eğitim müdürlüğü hakkında Türk Eğitim-Sen “görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal” suçlarından dava açtı.
Türk-Eğitim-Sen Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda 41 vali ve il milli eğitim müdürü hakkında, “genelgeye, karşı çıkmak ve keyfi davranmak, MEB Eğitim Kurumları Yöneticiliği Yönetmeliği’ne aykırı olarak iş ve işlemler tesis etmek, Devlet Memurları Kanunu’nun 10. maddesine uymama, yöneticilik kadrolarını duyuruya açmamak ve listeleri ilan etmeme, ilana çıkmayarak bölgelerdeki eğitim-öğretimi aksatma, atanmayı bekleyen öğretmenleri mağdur etmek” suçlamalarında bulunuldu.
-“BOŞ KADROLARI AÇIKLAMAYARAK VEKALETEN ATAMA YAPIYORLAR”-

“Bu anlamda hiçbir kritere bağlı olmadan eğitim çalışanları vekaleten görev yapmaktadır. Oysa, münhal bulunan yöneticilik kadroları ilan edilmiş olsa, söz konusu kadrolara asaleten atama yapılacaktır. Mevcut yöneticilik kadroları geçici görevlendirme suretiyle yönetilmektedir. Bu sebeple başarı düşmektedir. Asil Müdür / Müdür Yardımcısı ataması yapılması gereklidir. Asil yönetici ataması yerine geçici görevlendirme yapılması fayda sağlamamaktadır. Böyle bir uygulama atanma şartlarını taşıyan binlerce yönetici adayının infiale ve iş veriminin düşmesine yol açmaktadır.” (ANKA)

 

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eyaletlerden oluşan federatif bir devlet olmadığının altını çizerek, bu nedenle merkezi hükümet tarafından verilen tüm talimatların valiler tarafından yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. 39 ilde tüm boş kadroların duyuruya çıkarıldığını ancak, söz konusu 41 ilde valiliklerin emir ve talimatları yerine getirmediğini kaydeden Koncuk, valilerin; ildeki eğitim çalışanlarının diğer bir illerde bulunan eğitim çalışanlarına göre hak gaspına göz yumduğunu söyledi. Valilerin, boş bulunan yöneticilik kadrolarını ilan etmemekte, bunun yerine geçici görevlendirme suretiyle yönetici atadığını kaydeden Koncuk sözlerini şöyle sürdürdü:

Yüzlerce turist otelde rehin alındı

Kasım 24, 2008 mehmet Yorum yapın

Yüzlerce turist otelde rehin alındı

23 11 2008

Yüzlerce turist otelde rehin alındı  
Çoğu emekli yüzden fazla Belçikalı ve Fransız turistin, tur şirketinin otele olan borcu nedeniyle Antalya‘da otel işletmesi tarafından rehin tutulduğu ortaya çıktı.
 
Hürriyet’in haberine göre, tur yetkilisi Richard Naujokas, rehin alınma nedeninin, acentanın otele olan 80 bin Euro’luk bir borç olduğunu söyledi.
Bu miktarın yarısının tur acentasının sigorta şirketi tarafından ödendiğini açıklayan Naujokas, turistlerin Pazartesi oteli terk edecekleri belirtti.
 
Rehin alınan turistler otelin yemek ve oda hizmetinden yararlanabilmek için 275 Euro ödediler.
 
Tur yetkisi Naujokas olayla ilgili RTL televizyonuna yaptığı açıklamada “Bu yapılan yanlıştır. Bizim müşterilerimize bu şekilde davranılmamalıydı. Müşterilerimize resmen şantaj yapıldı” dedi.
Categories: Güncel Etiketler:, ,

Gazeteciye yasak yargıya gidiyor

Kasım 15, 2008 mehmet Yorum yapın
Gazeteciye yasak yargıya gidiyor  
Başbakanlık Basın Merkezi’nin akreditasyon yasağı getirdiği Hürriyet muhabiri Turan Yılmaz ve Hasan Tüfekçi, idari yargıya başvuracak. Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki, yasağa tepkiler üzerine yaptığı açıklamada, Tüfekçi’nin, 3 Ekim 2007′de Hürriyet’te yayınlanan “İftar vakti Allah’a emanet” haberi ve fotoğraflarını, yasağa gerekçe olarak göstermişti. Beki, “Bu haber ve fotoğraflar, eleştirel değil, apaçık uydurma ve düzmecedir” ifadesini kullanmıştı. Tüfekçi, Beki’nin açıklamasıyla şahsına hakaret edildiği gerekçesiyle tazminat davası açmaya karar verdi.

Öte yandan, Başbakanlık belirlenen kurallara uymadığı halde dört TRT’ciye “Akreditasyon” kartı verdi. Başbakanlık Basın Merkezi, Erdoğan’ı izleyecek muhabirlerin en az üç yıllık basın kartı sahibi olmasını öngördü. Kameramanlar için ise süre şartı aramadan basın kartı sahibi olmalarını şart koştu. TRT adına Erdoğan’ı izlemek üzere akredite edilen muhabirler Gökhan Kulaş, Hasan Basri Erden ve Ertan Ömeroğlu ile kameraman Faruk Ayaz’ın, Başbakanlık’ın öngördüğü koşulları taşımadıkları belirlendi. Bu dört kişi, TRT’de basın kartı alabilecek kadroda çalışmıyor. 

Categories: Güncel Etiketler:, , ,

“Ben gazeteci vurmuş adamım”

Ekim 30, 2008 mehmet 1 yorum

14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla yargılandığı davada dün tahliye olan Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez dün akşam kanalda canlı yayına çıkarak hakkındaki iddiaları yanıtladı. Üzmez’in yayın süresince spikere hakarete varan sözler sarfetti. Bursa‘nın Mudanya ilçesinde 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel taciz iddiasıyla yargılandığı davada dün tahliye olan Vakit gazetesi Yazarı Hüseyin Üzmez (76), bir televizyon kanalında canlı yayına çıkarak hakkındaki iddiaları yalanladı. İşte kendisine soru sormaya çalışan spikere oldukça ağır sözler sarfeden Üzmez ile spiker arasında canlı yayında yaşanan diyalog:
 
Spiker: Sayın Üzmez, küçük yaşta bir kıza cinsel istismar suçlamasıyla tutuklandınız. Aile önce sizi suçladı, sonra şikayetini geri aldı ve bugün serbest kaldınız. Ancak dava hala devam ediyor. Bir de sizden dinleyebilir miyiz efendim?
 
ÜZMEZ: Ne dinleyeceksiniz.

SPİKER: Neden gözaltına alındınız? Neden tutuklandınız? 6 aydır cezaevindesiniz. İddialar var, ifadelerde değişiklikler var.
 
ÜZMEZ: Ben size sorayım eğer dediğiniz gibi olsaydı ben çıkmazdım. Son dilekçemde de dedim ki ben şimdi beraat istemiyorum. Sizin işiniz Bektaşi’nin işine döndü.
Bektaşi Kur‘an-ı Kerim’de içkili vaziyette Kur’an’a yaklaşmayın ayetinin öbür tarafını okumuyor namaza yaklaşmayın, bunu Kur’an yazıyor diyor. Sizin ki Bektaşi hesabı doğruyu istiyor musunuz? Doğruyu istiyorsanız doğruyu söyleyeyim.
 
SPİKER: Biz size soruyoruz efendim sizin hakkınızda bir suçlama sözkonusuydu. Dava açıldı. Siz tutuklandınız bunlar yaşandı. 6 aydır cezaevindesiniz biz de size sizin ağzınızdan sizin doğrular, gerçekler dediklerinizi dinlemek istiyoruz.
 
ÜZMEZ: Cezaevinde değilim. Şu anda bir iskelenin üstünde kahvehanede oturuyorum. Eğer dedikleriniz olsaydı cezaevinde oturuyor olurduk. Şimdi memleketin bir çok şerefli ordu komutanlığı yapmış insanların hepsi milletin şerefini omuzunda taşımış göğsünde taşımış o insanlar suçlu vaziyette cezaevlerinde yatıyorlar. Böyle şeyler olduğu sürece bu ülkede gerginlik azalır mı? Lütfen işi kendiniz kurcalamayın, yargıya güvenin, yargıya bırakın. Yargıda olan bir şey hakkında söz söylemeyin suçtur.
 
SPİKER: Efendim, bizim kurcaladığımız bir şey yok. Aile şikayette bulundu. Siz de tutuklandınız. Son anda ifadeler değişti. Neler değişti?

ÜZMEZ: Hayır yalan benim hakkımda kimse şikayette bulunmadı.
 
SPİKER: Kimse sizin hakkınızda şikayette bulunmadı mı?
 
ÜZMEZ: Hayır hayır bunların hepsi yalan…
 
SPİKER: O zaman neden siz tutuklandınız ve 6 ay cezaevinde kaldınız?
 
ÜZMEZ: Bir takım şeyler olmuş. O kadıncağıza iftira mı edilmiş…Doğru mudur, yanlış mıdır ben onu bilmiyorum kardeyim. Hep oraya bakıyorsunuz. Hiç mi ben
boynumu oynatmayacağım yahu cendereye sokmayın bizi.
 
SPİKER: Sayın Üzmez, 14 yaşındaki kızın ifadeleri var, annesinin ifadeleri var sonra bu ifadeler son anda değişiyor. Siz bunlara yalan mı diyorsunuz?

ÜZMEZ: Hayır değişme diye bir şey yok..Kız Hüseyin abinin, Hüseyin amcanın eli dahi değmedi bana diyor. Ben kızı sadece gittiğim zaman gördüm.
 
SPİKER: Sayın üzmez bunlar ifadeler değiştikten sonraki boyutu. Bu ifadeler niye değişti efendim. Öncesinde neden bunlar yaşandı siz neden 6 aydır tutuklusunuz?
 
ÜZMEZ: İfadelerin değişmesi diye bir şey yoktur ortada. Gerçekler ortaya çıkmıştır. İfadelerin değişmediği için Allah’a şükrediyorum. Kızı hemen gözaltına aldılar. Kız
hemen resmi bir kurumda gözetim altına alındı. Böyle olunca kimse ona gidipte şunu de bunu de diyemedi. Düşmanlarımızın önündeki set kapandı.
 Onun için ifade değiştirme diye bir şey yok. Şikayet diye de bir şey yok.
 
SPİKER: Anladığım kadarıyla bir komplodan bahsediyorsunuz. Daha önce de bunu söylemiştiniz size bir komplo yapıldığını. Kim size neden komplo yapmak istiyor?
 
ÜZMEZ:  Hz.Peygamber diyor ki şöhret bir afettir. Şöhretli insanlar her zaman bir tehdit altındadır. Siz duymadınız mı İstanbul’ da Karaköy rıhtımında bir SAS komandosu bir binbaşı bir serseri tarfından bıçaklandı ve öldürüldü. Siz bunu bilmiyor musunuz?

SPİKER: Efendim bunun bizim konumuzla hiçbir alakası yok. Biz şu anda devam eden dava hakkında konuşuyoruz
 
ÜZMEZ: Devam eden dava hakkında konuşmak bir suçtur. Suç işliyorsunuz şu anda. Ben sizi ikaz ediyorum.
 
SPİKER: Avukatınız sizin kulağınıza birşeyler söylüyor, bunu görüyoruz. Biz davanın gidişatını etkilemek için bir şey söylemiyoruz. Biz bir yorum da yapmıyoruz. Size soru soruyoruz.
 
ÜZMEZ: Ne sorusu soruyorsunuz? Siz yargıç mısınız? Siz savcı mısınız? Kimsiniz siz hem de sesinizi ayarlayın. Nezaketli olun. Size cevap vermek zorunda değilim.
Aklınızı başınıza toplayın. Sözümü kesmeyin benim. Ben keserim yoksa..
 
SPİKER: Hüseyin Üzmez. Biz size söz hakkı verdik zaten bu yüzden yayındasınız.

ÜZMEZ: Aman ne büyük lütufta bulunmuşsunuz, bana söz hakkı vermişsiniz.
 
SPİKER: Efendim lütfen sakin olun sizinle konuşmaya devam edelim. Bizim amacımız sizinle tartışmak değil.
 
ÜZMEZ: Tartışamazsınız ki zaten tartışamazsınız. Çünkü gerçekleri söylemiyorsunuz.
 
SPİKER: Biz burda sadece soru soruyoruz. Başka bir iddiamız olamaz. Gazetecilik görevimizi yerine getiriyoruz habercilik yapmaya çalışıyoruz.
 
ÜZMEZ: İhbarda bulunuyorum. Suç duyurusunda bulunuyorum. Yarın bir savcı yakanıza yapışırsa size kimse arka çıkmayacaktır. Göreceksiniz suç işleyeceksiniz bir de sesinizi ayarlayın. Siz savcı değilsiniz. Ben sizin hiçbir şeyinize inanmıyorum. Tamamen yalan üzerine bina ediyorsunuz, doğruyu dinlemeye de sabrınız yok.
 
SPİKER: Lütfen olayı kişisel bir tartışmaya dönüştürmeyelim. Siz bizim sorularımızı yanıtlamak için yayına çıkmadınız mı? Efendim biz hiçbir şey söylemiyoruz ki savcının hazırladığı iddianame hakkında konuşuyoruz
SPİKER: İfadeler hakkında konuşamazsınız, dava hakkında konuşamazsınız.
 
ÜZMEZ: Bugün bir şey söyledim. Sayın Reis-i cumhur yasal haklarına dayanarak beni affetse ben kabul etmem. Afla çıkmam benim için güya kanun değiştiriyormuş iktidar. Böyle bir kanun değişikliğiyle ben yine çıkmam. Çünkü ben suçsuzum. Ben beraat edeceğim. Ben Türkiye’de hakimler olduğuna inanıyorum. Türkiye’nin yargısı var, savcısı var, polisi var bilmem nesi var siz kimsiniz de bir gazete titri ile ortaya çıkmışsınız. Ortada konuşup duruyorsuz, kendinizde hak buluyorsunuz. Suç işliyorsunuz, Sizi ikrar ediyorum ve suç duyurusunda bulunuyorum. Sizi uyarıyorum.  Biz Allah’tan başka kimseden korkmayız. Korku hissinin de ne olduğunu ben çocukluğumdan beri bilirim. Ona göre bana bu şekilde muamele edemezsiniz. Eğer yüreğiniz varsa bir televizyonda açık oturuma çıkalım konuşalım sizin gibilerin çoklarını yere serdim ben.
 
SPİKER: Hüseyin bey, Biz sizinle açık açık konuşmaya çalışıyoruz. Biz size sorduğumuz soruya cevap almaya çalışıyoruz. Benim size tek sorduğum soru ilk sorum olayı sizin ağzınızdan dinlemek istediğimizdi. Lütfen birde biz bize olayı anlatabilir misiniz dedim.

ÜZMEZ: Ben o ifadeleri mahkemede verdim mahkemede onu doğru bulduğu için beni tahliye etti. Ben ne zaman ki mahkum olursam eğer bu suçttan beraat etmez isem o zaman gelin, o zaman konuşalım dedim.Beratimi istemiyorum dedim. Avukatınız varsa gönderin dosyaya baksın.
 
SPİKER: Sizin küçük kızla evlenmek istediğinizi söylemiştiniz. Sizin ifadelerinizde bunlar yeralıyordu. Bunlar doğru mu? Eğer doğru ise 14 yaşındaki kızla siz neden evlenmek istediniz ?
 
ÜZMEZ: Bak burda da işi saptırıyorsunuz. Eğer bir kız reşit olmuşsa bizim inançlarımıza göre o kız evlenebilir söylediğim budur Allah’ın emri de budur. Biz tabiki İran’da değiliz, Arabistan’da da değiliz. Türkiye Cumhuriyeti’ndeyiz. T.C vatandaşı olarak ta iftihar ediyoruz
 
SPİKER: 14 yaşındaki bir kızın kendi isteğiyle evlenmesi söz konusu değil. Tabii ki TC yasalarına göre bunu karıştırmayalım
 
ÜZMEZ: Efendim tekrar ediyorum. Ben sağırım ama siz benden de sağırsınız. Ben diyorum ki bizim inançlarımıza göre akılbali olan regl olan bir kız artık reşittir. İnancımıza göre böyledir. Biz Türkiye Cumhuriyeti’ndeyiz. Eğer demokrasiyse bu benim inanmadığım demokrasiyse demokrasi bu değil. Bu birtakım azınlığın çoğunluğa tahakkümü oluyor. Olamaz bu
 
SPİKER: Olamayan nedir efendim?
 
ÜZMEZ: Olamaz dediğim şudur. Azınlık çoğunluğa tahakküm edemez zaten demokrasinin en büyük tenkitlerinden birisidir bu. Demokrasi çoğunluğun diktatöryasıdır derler. Biz de tam tersi oluyor.
 
SPİKER: 14 yaşındaki bir kız çocuğunun evlenmesine hukukumuz izin vermiyor.
 
ÜZMEZ: Evet biz de ona riayet ediyoruz
 
SPİKER: Siz 76 yaşındasınız ve 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla evlenmek istiyorsunuz bu sizce doğru mudur?
 
ÜZMEZ: Ben inançlarıma göre konuşurum. Ben inancıma bakarım. Bana göre bir tek hakikat vardır Allah’ın kitabı, resullahın sünneti… Gerisi fasa fiso yalan ayaklarımın altında.

SPİKER: Yani siz T.C yasalarını tanımıyor musunuz?
 
ÜZMEZ: Tanıyorum elbette tanıyorum. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyorum.Ama Türkiye Cumuriyeti benim inaçlarıma müdahale edemez. Laiklik bu değildir. Biz laikliğe de karşı değiliz. Biz sadece laikliğin Türkiye deki uygulamasına karşıyız. Türkiye de laiklik dinsizlik şeklinde uygulanmıştır. İşte bu mesele bu kadar basit.Siz kiminle konuştuğunuzun farkında değilsiniz. Tabii inancıma göre evlenebilirim. Ama evlenmedim işte evlenmiyorum ne diyorsunuz. illa beni yatağa koymak mı istiyorsunuz? Benim sağdıçım mı olacaksınız?
 
SPİKER: Olur mu sayın Üzmez
 
ÜZMEZ: Olmazsa öyle konuşma. Öyleyse evlenseydim evlenirdim kimse seni şikayet etmezdi.
 
SPİKER: Siz küçük kızla evlenmek istediğinizi söylemediniz mi?
 
ÜZMEZ: Hayır efendim. Hayır inancımıza göre evlenilebilir. Çünkü reşit dedim. O kadar yapmadık Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyoruz. Kanunları çiğnemeye niyetimiz yok. Ben sizi davet ediyorum sizin krallarınızı da davet ediyorum gelin bir tv de tartışalım.

SPİKER: Efendim zaten şu anda bir televizyonda canlı yayında tartışıyoruz.
 
ÜZMEZ: Sizinle tartışmam. Sizinle tartıştım. Sizin şeyinizi tarttım. Biliyorum sizde bir kere hitabet nezaketi bile yok. Siz nasıl konuştuğunuzun farkında değilsiniz. Benim karşımda savcı gibi hakim gibi konuşuyorsunuz. Buna sizin hakkınız yok.Yarın namuslu vazifesini bilen hepsi namusludur o namuslu insanlardan birsavcı kulağınıza yapışırsa kimse sizi kurtaramaz sizi ne televizyonunuz ne de bu kafanız kurtarır. İkaz ediyorum sizi ve suç duyurusunda bulunuyorum
 
SPİKER: 6 aydır neden cezaevindesiniz?
 
ÜZMEZ: Bunu avukatım söylesin. Ama ben şunu söyleyeyim. Bugün 6 ay cezaevinde bulunmak mesele değildir. Asıl mesele cezaevine girmemekdir. Oraya girmek mutlaka şerefsizlik demek değildir. Bazı yanlış uygulamalar vardır.Bu ülkeye hizmet etmiş insanların şerefini sırtlarında taşımış insanların cezaevinde yatmasını siz uygun buluyormusunuz ben uygun bulmuyorum.
 SPİKER: Cezaevinden çıktığınız anda nefsime kırgınım dediniz neden?
 
ÜZMEZ: Öyle birşey dediğimi hatırlamıyorum ama nefsimle iftihar etmiyorum. Nefis insanı kötülüğe sürükleyen yaratılıştır insanın içinde kötülüğü gösteren bir meyildir. O meyilden hepimiz şikayetçiyiz. Allah bizi nefsimizin esaretinden kurtarsın. Nedir yani nefsinden şikayet etmekte mi yasak.
 
Hüseyin Üzmez, Müslüm Gündüz ile ortaya çıkan görüntüleriyle ilgili olarakta “Müslüm benim dostum Müslüm dünyanın en dürüst insanıdır en namuslu insanıdır siz ne zannediyorsunuz” dedi.
 
Üzmez, spikerin “Günah benim kime ne sözünden ne anlamamız gerekiyor buna bir açıklık getirebilirmisiniz” sorusuna ise “Onu sizin bana sormamanız lazım. Sizin bu konuda bilgisiz olduğunuz ortaya çıkıyor . Ben hukukçuyum. Hukuk fakültesini de birincilikle bitirdim. Biraz dikkatli konuşun benimle. Yani ne demek günah benim kime ne. Ben günah işleyeceğim günah tabiki benim olacak” diye konuştu.
 
Üzmez daha sonra stüdyoya telefonla bağlanan ilahiyatçı Arif Aslan’dan özür diledi. Bu arada söze karışan spiker Nazlı Tolga’ya “gazeteci mazeteci dinlemiyorum. Programın başından beri konuşuyorsunuz. Ben vaktiyle gazeteci vurmuş adamım” dedi
 
Üzmez, spiker Nazlı Tolga’nın ”gazeteci Ahmet Emin Yalman’ı vurdum dediniz bu sözlerinizden gazeteci vurmakla övündüğünüzü anladım. Bununla övünüyor musunuz” sözlerine “Allah’tan korkun yahu hayatımın yarısı gitti o yüzden.Gazeteci vurdum kaderi ilahiye bakın ki bende gazeteci oldum” dedi.

Categories: Güncel Etiketler:, ,

CNN’de PKK propagandası

Ekim 8, 2008 mehmet Yorum yapın
Bölücü terör örgütü PKK’nın, Kandil dağlarındaki kampına giren CNN muhabirleri konuyla ilgili hazırladıkları haberde adeta terör örgütünün propagandasını yaptı.
PKK terör örgütünün üst düzey yöneticileri ile röportaj yapan ve örgüt yöneticilerinin sözde barış mesajlarını yayımlayan CNN, PKK terör örgütünü sanki kadın hakları için savaşan bir örgüt gibi tanıttı. CNN’in haberi, ABD’deki haber bültenlerinde özel haber logosuyla yayımlandı. Haber, CNN’in internet sayfasında manşete çıkartıldı. CNN’in internet sayfasında “Kadın Savaşçılar; Erkek egemenliğine son” başlığı ile verilen habere tepki yağdı.
Bölücü terör örgütü PKK’nın Kandil’deki kampına ekibi ile birlikte giren CNN’in kadın muhabiri Arwa Damon adeta terör örgütünün sözcülüğünü yaptı. Arwa Damon haberinde, PKK’nın eli kanlı teröristlerini, yaşamlarında erkek egemenliğine son vermek isteyen kadın savaşçılar olarak tanıttı.-TERÖRİSTLERİN ZAFER DANSI-

CNN konuyla ilgili haberinde, Kandil dağı eteklerindeki PKK kampında, sınırı geçip Türk askerlerine yapılan her saldırı sonrasında, teröristlerin el ele tutuşup dans ettikleri ve bu dansın rutin bir kutlama olduğu belirtilerek, teröristlerin bu dansa “Zafer dansı” dedikleri belirtildi. Eli kanlı PKK’lı kadın teröristleri “Kadın Savaşçılar” olarak adlandıran CNN muhabiri Arwa Damon, kadın teröristlerle yaptığı röportajlarda onların kadın hakları için savaştıklarını söylediklerini belirterek, “Kadınların daha etkin olduğu bir cemiyet, doğal bir yaşam, baskı olmadan erkek ve kadın eşitliği, insanların arasında eşitsizliklerin kalktığı bir hayat” yorumuna yer verildi. CNN konuyla ilgili haberinde babasının 14 yaşındayken Türk Güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü iddia eden Rengin kod adlı kadın teröristin “Kürt hakları ve Kadın hakları için savaşıyoruz” sözlerine de yer verdi.

Haberde, PKK’nın, Türkiye, Irak, ABD ve NATO tarafından sivillere saldıran bir terörist örgüt olduğu belirtilerek, yıllardır süren çatışmalarda örgütün askeri kanat yöneticisi Bahoz Erdal ile uzun bir röportaj da yapan CNN muhabirleri, Bahoz Erdal’ın örgütün propagandasını yapan konuşmasını da yayınladı. CNN’de yayınlanan konuşmasında, barış için terör örgütün şartlarını öne süren Bahoz Erdal, Abdullah Öcalan’a karşı da tavır değişikliği isteyerek, “Siyasi çözüm olursa silah bırakmaya hazırız” sözlerine de yer verildi.

-CNN’E TEPKİ YORUMLARI: İĞRENÇ BİR HABER-

-CNN’in terörist propaganda işinde olduğunu bilmiyordum.
-Türkiye Irak sınırında 15 Türk askerinin öldürülmesinin henüz bir gün sonrasında. CNN’in anasayfasında böyle bir haberi vermesi utanç verici.
-Bunlar beyinleri yıkanmış çocuklar, Arwa Damon bizim bunların direnişçi olduğuna inanmamızı mı istiyor. İnsan haklarını savunan hangi kişi çocukların eline silah verebilir. İğrenç bir haber.
-Terörist bir gurubu nasıl olur savaşçılar diye tanıtırsınız?
-Size olan güvenimi azalttığınız için tebrikler CNN.

 

Categories: Güncel Etiketler:, ,

Ayvalık yine karıştı!

Ekim 2, 2008 mehmet Yorum yapın

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Altınova beldesinde yaşanan tartışma sonrası yaralanan ve Balıkesir’e sevk edilirken yaşamını yitiren Ezer Kırcalı (36) Altınova’da toprağa verildi. Eşi Meral Kırcalı cenaze namazı sonrası fenalık geçirerek, eşinin tabutuna sarılarak gözyaşı döktü.

Balıkesir’in Ayvalık ilçesi Altınova beldesinde tartıştığı grubun üzerine aracını süren 1 kişi, 2 kişiyi öldürürken 1′i ağır 6 kişiyi yaralamıştı.

Etnik çatışmaya dönüşen olaylarda hayatını kaybeden iki kişiden biri olan Ezer Kırcalı’nın (36) cenazesinde yine ortalık karıştı. Orta Selimiye Camii’nde kılınan namazın ardından yürüyüşe geçen kortejin İnönü Mahallesi’nden geçişi sırasında “Kahrolsun PKK” sloganları atmaya başlayan grup, jandarmanın tüm önlemlerine rağmen Doğulu vatandaşlara ait olduğu belirtilen işyerlerine saldırdı.

Taş atarak çevredeki işyerlerinin camlarını kıran kalabalığı sakinleştirmekte güvenlik güçleri yetersiz kaldı. Cadde trafiğe kapatılırken, jandarma ve polis tarafından geniş güvenlik tedbirleri alındı. 8 yıl önce Meral Kırcalı ile evlenen ve 7 yaşında Perihan isimi kızı olan Ezer Kırcalı’nın ölümü sevenleri hüzne boğmuştu.

Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Altınova beldesinde bir internet kafede başlayan ve dışarıda devam eden, 2 kişinin hayatını hayatını kaybettiği olaylar sonrası gerginlik sürüyor.

Cenaze töreni sonrasında çıkan olaylara karışanlar jandarma tarafından tek tek evlerinden alınmaya başlandı. Çocuklarını vermek istemeyen aileler ile jandarma arasında tartışmalar yaşandı. Bölgeye çok sayıda polis panzerleri sevkedilirken, geniş güvenlik tedbirleri dikkat çekti. İnönü Caddesi tarafiğe kapatıldı. İlk belirlemelere göre 20 kişinin gözaltına alındığı belirtildi.
Diğer yandan, göstericilerle güvenlik güçleri arasında tartışmalar yaşandı. Göstericiler, panzerlerin geçişini engellemek için iki traktör romörkünü devirdi. Bu sırada yaralanan 1 kişi 112 ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. İki grup arasında da tartışmalar yaşandı. Polis ve jandarma göstericileri dağıtmaya çalıştı. Bir çok gösterici polis tarafından gözaltına alındı. Beldede gergin bekleyiş sürüyor.
Balıkesir Valisi Selahattin Hatipoğlu, Ayvalık Kaymakamı Nihat Nalbant, Belediye Başkanı M. Ali Akçal ve Emniyet görevlileri belediyede kriz merkezi oluşturdu.
Categories: Güncel Etiketler:, ,